benim böyle arada insanları ısırasım geliyo. bazen kendimden şüphe ediyorum, acaba vampir miyim die, ama ısırdığım yerler genelde kollar olduğu için , yok diyorum.
küçükken köyde bi kavgamızda kuzenle tartışıyoduk. kuzen hışımla parmağını bana doğru sallıyordu. ben o kızgınlıkla parmağını tutup bi güzel ısırmıştım. ^^ pişman değilim
maybe balıklarıma bakar mısın diyince, küçükken yaptığım mini mini bi kaza geldi… Kıştı, soğuktu, ne düşünceliymişim ki, balığım üşümesin die akvaryumuna sıcak su koydum. nerden bilirdim ki hayvancağızın çırpınarak öleceğini :’(
ama ben hayvanlar konusunda kardeşimi geçemem sanırım çok sevdiğim kaplumbağamın ölümünden sorumlu, zavallıcık halbuki evin içinde bi tur atıyodu sadece ^^ sonra bi de muhabbet kuşları faciası var, 2 muhabbet kuşum da kardeşimin ellerinde (pardon ayaklarında) vefat ettiler ezilerek. bi de zavallı sokak kedisi. kardeşimin ürkütmeleriyle sokağa fırlayarak ezilmişti :S
Geçen gün uyurken bi baktım, pencereden bi böcek girmeye çalışıyo, kovaladım kovaladım gitmiyo. Yakaladım kanatlarından, bi de baktım Aşk perisi…
Minicik boyuna bakmadan gelmiş o oklarını bana saplamak için evime girmeye çalışıyo. Dedim ufaklık, senin yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Git istemiyorum seni de aşklarını da. Ne halin varsa gör. Ama dinlemedi. Bende ondan intikam almaya karar verdim. Araştırdım gugıldan en etkili işkenceleri. Ama bi de size sorayım dedim, ben bu cıbıl Eros’tan nasıl intikam alayım?
kanatlarını kopartıp atayım mı?
dersini yüzüp tuzlu suya mı atayım?
ya siz bakın şurdam çin işkencelerine, bana bişey söyleyin, valla tam işkence günümdeyim XD
Eminim hepimiz, bu hikayeyi Ferhat ile Şirin’in büyük aşkı olarak biliyorsunuzdur. Ama gerçekte Ferhat’ın yan rolde bir aşık delikanlı olduğunu biliyor muydunuz? Divan edebiyatında sansasyonel haberler…Bu hikaye aslında Nizami tarafından yazılmış bir mesnevi, ve hikayenin ana kahramanları da hükümdarın oğlu olan Hüsrev ve bir prenses olan Şirin. Ferhat bu hikayede o kadar da büyük bir yer kaplamıyor, sadece 3. kişi. Şirin de ona aşık değil. Asıl sevdiği Hüsrev.
Tamam kafanız karıştı değil mi? Karışmasın. Ferhat ile Şirin’in aşkı, bu mesneviden türetilmiş başka hikayeler, başka versiyonlar sadece. Ama Hüsrev ile Şirin’in aşkı, gerçekten Dallas gibi, ne ararsan var, entrika, aşk, ihanet, heyecan vs…
Biraz bahsetmem gerekirse: Hüsrev, İranlı padişah Hüsrev’in oğludur ve Şirin’in güzelliğinden haberdardır. Yardımcısı, hüsrev’in resmini yaparak Şirin’e gösterir. Şirin Hüsrev’e aşık olur. Ama malesef Hüsrevtaht kavgası sonucu ülkeden atılınca yardım alabilmek amacıyla Bizans prensesi Meryem ile evlenmek zorunda kalır. Gerçi hala birbirlerine aşıktırlar, bu arada Meryem ölür (tabi bir de çocukları olmuştur). Şirin ile Hüsrev yine bir takım anlaşmazlıklar yaşarlar. Hüsrev bu sefer de Şeker adında bir kadınla evlenir. Bu arada Şirin de tahta geçmiştir. Ülkesini susuzluktan kurtarmak için Ferhat (3. kişi) adındaki mühendisten yardım ister. Ferhat, Şirin’ e aşık olmuştur. Ferhat deli gibi dağlardan su çıkartmaya uğraşırken, onu kıskanan Hüsrev Ferhat’a Şirin’in öldüğüne dair yalanbir haber gönderir ve onun intiharına sebep olur. Bu arada Şeker de ölür (adamın bütün eşleri ölüyor, hayırdır). Neyse sonunda Hüsrev ile Şirin aralarındaki anlaşmazlıkları atlatıp evlenirler. (hayııır, mutlu son değil, inanın). Bu arada Hüsrev’in Meryem’den olma oğlu Şiruye büyümüştür. Annesinin ölümü için babasını suçlamaktadır ve kimseye söylemeyin ama o da Şirin’e aşıktır. Şiruye tahta geçip babasını hapse attırır. Bir gece de babasının zindanına girerek uyumakta olan babasını hançerler. Hüsrev ölmüştür, ve onu bir mezara gömerler. Şirin de dayanamayarak kendini Hüsrev’in mezarı üzerinde öldürür.
Karışık görünüyor değil mi? Tamam kitabı okumadığınız için karışık gelebilir. Hüsrev de size itici gelmiş olabilir ama ^^ bi alın Nizami’nin kitabını. Harika bir öykü, siz de beğeneceksiniz…
Bakalım kim ne demiş